28 Kasım 2012 Çarşamba

Hasta dernekleri kapasite geliştirme programı KÜ'nde

Hasta dernekleri kapasite geliştirme programı KÜ'nde


05 Kasım 2012 Pazartesi 11:59

Son Güncelleme: 08:41




İSTANBUL - Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü ve ilaç sektörünün lider şirketlerinden Novartis işbirliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen, "Hasta Dernekleri Kapasite Geliştirme Eğitim Programı"nın ilk bölümü 2-3 Haziran 2012, ikinci bölümü ise 13-14 Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında katılımcılara, stratejik yönetim, proje ve finansal kaynakların yönetimi dahil olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının ihtiyaçları çerçevesinde birçok alanda eğitim verildi.
Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü ve Novartis işbirliği ile gerçekleştirilen "Hasta Dernekleri Kapasite Geliştirme Eğitim Programı"nın bu yılki ilk iki bölümü gerçekleştirildi. İlki 2-3 Haziran 2012, ikincisi 13-14 Ekim 2012 tarihleri arasında düzenlenen eğitimlerin üçüncüsü ise 24-25 Kasım 2012’de gerçekleştirilecek. Eğitim programı kapsamında, katılımcılara iş yöntemleri aktarılarak, sivil toplum kuruluşların ve derneklerin hasta, hasta yakınları ve topluma doğru şekilde erişmelerinin sağlanması amaçlanıyor.
Bu yılki eğitim programına Pembe Hanım Derneği, İstanbul Kanser Hastaları ve Yakınları Derneği, KanserDer, Europa Donna Türkiye (Meme Hastalıkları Koalisyonu Derneği), Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği, Onkoloji Hastaları Yardımlaşma ve Sevgi Derneği (ONKO-SEV), Türkiye Multipl Skleroz ve İzmir Multipl Skleroz Dernekleri katıldı.
2-3 Haziran 2012 tarihlerinde düzenlenen programın ilk bölümünde "Strateji, Stratejik Planlama Süreçleri ve Strateji Oluşturma" konularının yanı sıra "Performans Yönetimi", "Kurumların ve Çalışanların Performanslarının Ölçümü", "Performans Göstergeleri Nasıl Belirlenir" konuları ele alındı. Takip eden programda ise "Sivil Toplum Nedir?", "Sivil Toplum Kuruluşları Ne İçin Vardır?" soruları üzerine odaklanılarak "STK’ların Oluşturulmasında Dikkat Edilmesi Gereken Hukuki ve Etik Kurallar" işlendi.
13-14 Ekim 2012 tarihlerinde düzenlenen eğitim programında ise "STK Çalışmalarının Finansmanı", "Kaynak Geliştirme Süreçleri", "İnsan Kaynakları Geliştirme", "Gönüllülük Sisteminin Kurulması ve Yönetimi" konuları anlatıldı. İlk bölümde verilen eğitimin devamı niteliğinde Proje Yönetimi üzerinde duruldu ve "Proje Nasıl Yönetilir?", "Projelerde Liderlik ve Ekip Oluşturma", "Projenin Planlanması", "Proje Takip ve Kontrolü" konuları tartışıldı. 24-25 Kasım 2012 tarihlerinde gerçekleştirilecek 3’üncü bölümde ise " İkna ve İletişim" konuları ele alınacak.
Koç Üniversitesi olarak, yerel hasta derneklerinin profesyonel yetkinlik düzeylerini geliştirebilmelerini desteklemek amacıyla, dünya çapında birçok ülkede yürüyen bu önemli projeyi ikinci kez uygulamaya başlattıkları için çok mutlu olduklarını belirten Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Zeynep Gürhan Canlı; "Eğitim programlarıyla derneklerin hasta, hasta yakınları ve topluma doğru şekilde erişmelerini ve onlara destek vermelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Sivil hayatın geliştirilmesi ve sivil toplum kuruluşlarının çok daha güçlü olmasını desteklemeye yönelik bu önemli proje kapsamında Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü olarak, bilgi birikimimizi sosyal sorumluluk bilinci ile toplumla paylaşıyoruz" dedi.
Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Program Koordinatörü Levent Bağcı ise, "Koç Üniversitesi öğretim görevlileri, mezunları ve konusunda uzman konuk konuşmacıların katılımıyla yürütülen gelişmiş eğitim programlarıyla, dernekler hedef kitlelerinin ihtiyaçlarına en iyi nasıl yanıt verebileceklerine ilişkin bilgi düzeylerini artıracak, bu şekilde topluma daha faydalı çalışmalara imza atabilecekler" dedi.

'Bulunmayan ilaç, ucuz da olsa faydasız'

'Bulunmayan ilaç, ucuz da olsa faydasız'


13 Kasım 2012 Salı 18:25

TEİS Genel Başkanı Nurten Saydan yazılı bir açıklama yaptı. Saydan açıklamasında, ''Eczanelerde bulunmayan, hastanın ulaşamadığı ucuz ilacın kimseye faydası olamaz'' dedi.



ANKARA - Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, ''Eczanelerde bulunmayan, hastanın ulaşamadığı ucuz ilacın kimseye faydasının olmayacağını'' bildirdi.
Saydan, yazılı açıklamasında, 200 bin lösemili hastanın kullanmak zorunda olduğu merkaptopürin etken maddeli ilacın, ölçüsüzce uygulanan tasarruf tedbirleri kapsamında yapılan ilaç fiyat indirimleri sonucu ithalatının durduğunu ve karaborsaya düştüğünü savundu.
Lösemili hastaların ciddi anlamda mağdur olduğunu ileri süren Saydan, şunları kaydetti:
''İlaç elbette ucuz olmalıdır, ama ilk önce ulaşılabilir olmalıdır. Eczanelerde bulunmayan, hastanın ulaşamadığı ucuz ilacın kimseye faydası olamaz. Söz konusu lösemi ilacının fiyatının 9 liraya düşürülmesiyle bunu yaşayarak gördük. Aynı ilaç, ülkemize ithal edilmediği dönemde hastaların mutlak ihtiyacı olduğu için karaborsada 400-500 liralara kadar çıktığını da basından takip ettik. Öte yandan geçtiğimiz ay ülkemizde tiroid hastalarını oldukça endişelendiren bir sıkıntı yaşadık. Fiyatı 2,95 TL olan levotroksin içeren ilaçlar, üretici ve ithalatçı firmalar tarafından bir süre piyasaya verilmedi. Sonuçta hastalar eczane eczane dolaşıp ilaçlarını bulmaya çalıştılar. Yaşanan bu olaylar yerli ilaç üretiminin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Yerli ilaç üretimine mutlaka destek olunması gerekmektedir.''

Hastanelere başhekim yerine CEO

Hastanelere başhekim yerine CEO


01 Kasım 2012 Perşembe 17:36

Sağlık Bakanlığı hastanelerinde yarından itibaren "birlik" dönemine geçilecek.


ANKARA - Kamu hastane birliklerinin oluşmasıyla mevcut baştabip ve diğer hastane yöneticilerinin görevi sona erecek, sözleşmeli hastane yöneticisi olarak atanacak kamu görevlileri ise aylıksız izinli sayılacak.
2 Kasım 2011'de yayımlanan Sağlık Bakanlığı'nın teşkilat yapısını yeniden düzenleyen 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu hastane birlikleri oluşturulması kararlaştırılmış, bunun için de verilen bir yıllık süre yarın doluyor.
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı, genel sekreterle doğrudan, başkanlar, hastane yöneticileri, başhekim ve müdürlerle genel sekreterin teklifi üzerine sözleşme yapacak.
2-4 yılı kapsayacak sözleşmeler, bu sürelerin sonunda yenilenebilecek. Genel sekreterin başarısızlık sebebiyle değişmesi halinde başkanların ve başarısızlığa sebebiyet veren hastane yöneticilerinin sözleşmeleri kendiliğinden sona erecek.
Düzenlemeye göre kamu hastane birliklerinin oluşturulmasının ardından bakanlık ve bağlı kuruluşlarında görevliyken hastanelere sözleşmeli yönetici olarak atanacaklar, sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde kurumlarından aylıksız izinli sayılacak.

"Sağlık diplomatları" geliyor

"Sağlık diplomatları" geliyor


24 Kasım 2012 Cumartesi 12:12

Küresel sağlık politikaları oluşturulması sürecinde Türkiye'nin rolünün güçlendirilmesi için uzmanlar yetiştirilecek.


ANKARA - Sağlık Bakanlığı'nın, Cenevre Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ile düzenleyeceği kursa katılanlar, uluslararası alanda sağlıkla ilgili işbirliği projelerini yürütecek.
Sağlık Bakanlığı 26-30 Kasım tarihleri arasında Cenevre Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ile "Küresel Sağlık Diplomasisi Kursu" düzenleyecek.
"Sağlık diplomatları" olarak görev yapacak uzmanlar yetiştirilmesi hedeflenen kursla Türkiye son 10 yıldır Sağlıkta Dönüşüm Programı ile edindiği tecrübeyi uluslararası alanda paylaşacak.

Özelde ortodontik tedavi' için rapor şart

'Özelde ortodontik tedavi' için rapor şart


24 Kasım 2012 Cumartesi 12:20

Son Güncelleme: 09:09

SGK, son değişikliklerle, 18 yaşından küçüklerin özel sağlık hizmeti sunucularından ortodontik tedavi hizmeti alabilmesi için doktor heyeti raporu şartı getirdi.



BURSA - 18 yaşından küçükleri ilgilendiren düzenlemeye göre, özel sağlık kuruluşlarında "ortodontik tedavi" için artık, "tedavinin kamu hastanesine mümkün olmadığı" ibaresinin yer aldığı sevk amaçlı belge geçerli olmayacak. Yeni düzenlemeye göre, artık "özel"den, ortodontik tedavi hizmeti alınabilmesi için bir ortodonti uzmanı ve iki diş hekiminin bulunduğu heyetin raporu gerekecek.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, "ortodontik tedavi" konusunda yapılan son düzenlemeleri değerlendirdi.

Acar, ortodontik tedavi için özel hastanelere sevk kararını, başında uzman bir ortodontistin olacağı bir heyetin vereceğini belirterek, şöyle devam etti:
"Özellikle ortodonti çok ihtisas gerektiren bir alan olduğu için özele sevk işlemi yapılırken bir uzman doktorun başkanlığında en az üç doktorun rapor düzenlemesi ve bu rapor çerçevesinde özele sevk edilebilmesinin yolunu açmış olduk. Eskiden gelişigüzel özel sevk yapılabiliyordu, estetik amaçlı sevk yapılabiliyordu. Bu üç doktordan bir tanesi ortodonti uzmanı olmak zorunda. Özele sevk işlemi yapılırken böyle bir rapor esası getirdik. Şu an getirdiğimiz düzenlemelerde eski uygulamayı değiştiren hiçbir husus söz konusu değil. Yani vatandaşlarımız öncelikle Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne gidecekler veya üniversite hastanelerimizin diş hekimlikleri bölümüne gidebilirler. Buralara sevk zorunluluğu yok, ama özele gitmek istiyorlarsa mutlaka buradaki doktorlar tarafından sevk alınması gerekiyor. Özele sevk işlemi yapılmadan hastalarımızın direkt gitmesi söz konusu değil. Bunun altını çizelim. Özele gidilmesi gerekiyorsa sevk alındığı takdirde SGK tarafından ödeme yapılacak."

İlaç takip sistemi çalışmıyor

İlaç takip sistemi çalışmıyor


26 Kasım 2012 Pazartesi 11:35

Son Güncelleme: 08:28

TEİS Genel Başkanı Saydan: "İlaç Takip Sistemi, eczacılarımıza hizmet veremiyor sıkıntımız büyüktür"


ANKARA - Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, yaklaşık bir aydır, İlaç Takip Sistemi'nin online işlemler ve yardım menüsünün çalışmadığını, bu nedenle ilaçlarla ilgili sorgulama yapılamadığını ileri sürdü.
Saydan yaptığı yazılı açıklamada, İlaç Takip Sistemi'nde son bir aydır sıkıntılar yaşandığını, örneğin ilaçların bir eczanenin rafında olmasına rağmen sevkiyattan kaynaklı hata nedeniyle başka bir eczane üzerinde kayıtlı görünebildiğini iddia etti.
Bu durumda ilacın kime kayıtlı olduğunu görmenin ve hatayı düzeltmenin mümkün olamadığını savunan Saydan, şunları kaydetti:
"İlaç Takip Sistemi online sayfasında, ilaçlarla ilgili sorgulama yapılamıyor. Sendika olarak bunun sebebini araştırdığımızda, ülkemizde üretilen veya ithal edilen her bir ilaca ayrı bir karekod (kimlik numarası) veren İlaç Takip Sistemi'nin hizmet sağlayıcısı firmanın sözleşmesi sona erdiğini ve firmanın sistem desteğini çektiğini öğrendik. Devlette devamlılık esastır. Bakanlık tarafından bilgisayar firmalarına kurdurulan ve destek sözü alınan bu sistemde elbette ihale ile şirketler değişebilir. Ancak TEİS olarak soruyoruz; bu sözleşmeler yapıldığında sözleşme süreleri bittiği zaman desteğin devamı için sözleşmeye şart konulmadı mı? İhaleyi yeni alan firma tarafından eczanelere ve ecza depolarına hizmet vermesi gereken destek işlem menüleri ne zaman hizmete açılacak?"
Sağlık Bakanlığı'nın olaya müdahil olarak İlaç Takip Sistemi'nin destek hizmetlerinin ivedilikle hizmet vermesini sağlamasını ve yaşanılan mağduriyetin giderilmesini isteyen Nurten Saydan, değişen firmalar veya ihaleyi kaybeden firmalar yüzünden hizmetin aksatılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Sağlık serbest bölgeleri kurulacak

Sağlık serbest bölgeleri kurulacak


19 Kasım 2012 Pazartesi 11:52

Son Güncelleme: 11:56



ANKARA - Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yurt dışından gelenlere sağlık hizmeti sunmak için sağlık serbest bölgeleri oluşturacaklarını, ülkenin sağlık sisteminin doğasında var olan kaliteli ve ucuz hizmetin bu sağlık serbest bölgeleriyle daha cazip hale geleceğini söyledi.
5. Uluslararası Sağlık Turizmi Kongresi'nde konuşan Akdağ, insanların yaşadığı yerde sağlık hizmeti almasının esas olduğunu, ancak dünyanın gerçeğinin her zaman bununla bağdaşmadığını belirtti.
Türkiye'nin dünyada sağlık turizminde gözde ülkeler arasında bulunduğunu, 10 yıl önce uygulanmaya başlanan Sağlıkta Dönüşüm Programı öncesinde Türkiye'den hastaların ABD ve Avrupa'ya tedavi için gittiğini ifade eden Akdağ, "Şimdi Türkiye sağlık turizminde dünyada ilk 10 ülke arasında ve hızla yükseliyor" dedi.
Yılda 200 bine yakın kişinin Türkiye'de tedavi olduğunu, bunların yarısını tatil için Türkiye'ye gelip rahatsızlananların, diğer yarısını ise sadece tedavi için gelenlerin oluşturduğunu anlatan Akdağ, siyasi ve ekonomik istikrarın Türkiye'yi cazibe merkezi haline getirdiğini vurguladı.
Sağlık hizmetlerinin çok yüksek seviyelere çıktığına dikkati çeken Akdağ, Türkiye'de birçok işlemin diğer ülkelere göre hem daha kaliteli hem de daha ucuza yapıldığını belirtti.
Sağlık serbest bölgeleri
Sağlık serbest bölgeleri kurmak üzere kanun yaptıklarını, Ekonomi Bakanlığı ile konunun detayları üzerinde çalıştıklarını bildiren Akdağ, şunları kaydetti:
"Özellikle yurt dışından gelen misafirlerimize sağlık hizmeti sunmak için sağlık serbest bölgeleri oluşturacağız. Bu bölgelerde de yatırımcılar için birçok avantajlar oluşturuyoruz. Bunların şu anda hazırlığını yapıyoruz. Zaten Türkiye'nin sağlık sisteminin doğasında var olan kaliteli ve ucuz hizmet, bu sağlık serbest bölgeleriyle ya da sağlık turizmine verilen diğer teşviklerle biraz daha cazip hale gelmiş olacak."
Bu yatırımcılara vergi indirimi yapıldığını ve tanıtım desteği verildiğini hatırlatan Akdağ, bu alanda yatırım yapmak isteyenlere, destinasyonların tanıtımında ve ortak potansiyelin ortaya konmasında ortak çalışma yapmaları çağrısını dile getirdi.
KKTC Sağlık Bakanı Ertuğrul Hasipoğlu da turizm alanındaki başarıyı sağlık turizminde de yakalamak istediklerini belirterek, bugüne kadar birçok hayallerini gerçekleştirdiklerini, tek hayallerinin bütün dünyanın KKTC'yi tanıması olduğunu belirtti.

Sağlık Araştırmaları Genel Müdürü değişti-Haber

Sağlık Araştırmaları Genel Müdürü değişti


28 Kasım 2012 Çarşamba 09:28



ANKARA– Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü koltuğuna Kamuran Özden oturdu.
3’lü kararnameyle Sağlık Bakanlığı’na yapılan atama Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Buna göre, Sağlık Bakanlığı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü'ne, Bakanlık Müşaviri Kamuran Özden’in atanmasına karar verildi.

22 Kasım 2012 Perşembe

Yargıtay: Kusurlu olan doktorlar değil, hastane-Tam Türkiyelik Haber

  • Yargıtay: Kusurlu olan doktorlar değil, hastane

  • -
  • ŞEYDA BURCU İKİZ , BUGÜN GAZETESİ
  • Perşembe, 22 Kasım 2012
  • Omurilik ameliyatı sırasında ensesinde iki iğne unutulan Aktaş, doktorlara karşı açtığı davada 8 bin lira tazminat kazandı.Ancak Yargıtay kararı bozdu. Kusurlu olanın doktorlar değil, hastane olduğu gerekçe gösterilerek Aktaş’ın aldığı tazminatı, 19 bin 250 lira olarak ödemesine karar verildi.

  • İzmir’de 34 yaşındaki bir çocuk babası Salih Aktaş, 2007 yılında baş ağrısı şikayetiyle gittiği İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde omurilik bölgesindeki damarlardan birinin tıkalı olduğunu öğrendi. Aktaş ameliyat edildi. Ancak Aktaş'ın ağrıları dinmedi. Bunun üzerine özel bir sağlık kuruluşuna giderek tomografi çektirince gerçeği anladı. Ameliyat sırasında Aktaş’ın ensesinde iki iğne unutulmuştu.

    8 BİN TAZMİNAT KAZANDI

    Ameliyatı gerçekleştiren doktorlar ve hastane aleyhine iki ayrı dava açan Aktaş’ı haklı bulan yerel mahkeme, doktorları 8 bin lira tazminat ödemeye mahkûm etti. Bu arada boynunda iğnelerle yaşamaya devam eden Aktaş, iğnelerden kurtulmak için birçok hastane dolaştı ancak her seferinde, “Ameliyatı kim yaptıysa git, onlar çıkarsın" cevabı aldı.

    Tazminat ödemeye mahkum edilen doktorların kararı temyiz etmesi ile Yargıtay, yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay, “Kamu kurumunda çalışan kişilerin kullandığı araç ve gereçlerin kusurundan dolayı kamu hizmetinin yerine getirildiği sırada kişinin zarar görmesi halinde meydana gelebilecek kusur, kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Kişisel kusurdan bahsetmek mümkün değildir" ifadesini kullanarak Salih Aktaş’ın aldığı 8 bin liralık tazminatı, faiziyle birlikte 19 bin 250 lira olarak doktorlara geri ödemesine karar verdi. Salih Aktaş'ın Avukatı Ahmet İstek dosyayı tekrar Yargıtay'a götüreceklerini söyledi. Bu arada Aktaş'ın hastane aleyhine açtığı davanın ise sürdüğü öğrenildi.

    'Davayı açtığıma pişman oldum'

    Tam 5 yıldır iğnelerle ve baş ağrısı şikayetiyle yaşamaya devam eden Salih Aktaş, evine gelen 19 bin 250 liralık ödeme emri ile şok oldu. Elinde ödeme tebligatıyla kalan Aktaş, “Şok oldum. Ödememiz şartmış. İyi de ben bu parayı nasıl öderim. Zaten maaşımın bir bölümünde haciz var. Bir de bu gelirse yarısı gidecek demektir. Davayı açtığıma açacağıma pişman oldum. Üstelik rahatsızlığım da devam ediyor. Sağlık Bakanlığı sesimi bir türlü duymadı. Mağdurum, çok mağdurum" dedi.