28 Ağustos 2012 Salı

Alkollü doktora da ceza-Haber

Alkollü doktora da ceza

AA
28 Ağustos 2012


ALKOLLÜ DOKTORA DA CEZA

Tedavi sırasında hekim veya ekibindekilerden birinin alkol, uyuşturucu ya da narkotik maddenin tesirinde olması sonucu ortaya çıkacak zarar, sigorta tarafından karşılanmayacak.



Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Kurum Katkısına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğ'de yapılan değişiklik, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Sigorta sözleşmesi, serbest, kamu veya özelde çalışan tabip veya diş tabibinin, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemde veya sözleşme süresi içinde verdiği zarara bağlı tazminat talepleri, yargılama giderleri ve hükmolunacak faize ilişkin poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlayacak.

Ancak on yıllık dönemin başlangıcı 30 Temmuz 2009'u geçemeyecek ve bir aydan fazla sigortasız kalınan dönemlerde meydana gelen olaylara bağlı olarak sigortalı dönemlerde yapılan ihbarlar için sigorta koruması olmayacak.

Sigorta, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ifa edilen mesleki faaliyetler için geçerli olacak.

ALKOLLÜYKEN YAPILAN TEDAVİ KAPSAM DIŞI

Tebliğ, teminat dışında kalan durumları da kapsıyor.
Poliçede belirlenen ve sınırları hukuk kuralları veya etik kurallar ile tespit edilen mesleki uygulamalar dışındaki faaliyetlerden kaynaklanan tazminat talepleri, mesleki faaliyetin ifası sırasında kasten sebep olunan her tür olay ve davranış, hekim veya çalıştırdığı kişilerin, mesleklerini yaparken alkol, uyuşturucu ya da narkotik maddelerin tesiri altında bulunması sonucunda meydana gelen olaylar, insani görevin yerine getirilmesi hariç, sigorta primine destek veren kuruluşların sorumluluk alanı dışındaki faaliyetlerden kaynaklanan tazminat talepleri, idari ve adli para cezaları dahil her tür ceza ve cezai şartlar ve her türlü deneyden kaynaklanan tazminat istemleri sigorta kapsamı dışında tutuldu.

YARGIYA GİTMEDEN ÇÖZÜLEBİLECEK

Sağlık Bakanlığı kısa bir süre önce çıkardığı düzenlemeyle sağlık mesleklerinin uygulanmasından dolayı uğranılan zararın yargıya gitmeden uzlaşma yoluyla halledilmesinin önünü açmıştı.

Söz konusu düzenlemeyle hekim, hasta ve sigorta şirketinin bir uzlaşmacının katılımıyla tazminat üzerinde anlaşması halinde, sorunun dava açılmadan çözülmesini öngörüyor.

23 Ağustos 2012 Perşembe

Hasta ve hekim arasındaki problemleri onlar çözecek!

  • Hasta ve hekim arasındaki problemleri onlar çözecek!

  • -
  • STAR
  • Perşembe, 23 Ağustos 2012
  • Yanlış tedavi başta olmak üzere hasta ve hekimler arasındaki problemlerin çözümü için gelişmiş ülkelerde yıllardır uygulanan ombdusmanlık sistemi Türkiye’de de hayata geçiyor.

  • Gelişmiş ülkelerde uygulanan ‘sağlıkta uzlaşma komisyonu’ Türkiye’de hizmete giriyor. Doktor ve tedavi hatalarıyla ilgili şikayetler öncelikli olarak bu komisyonda ele alınacak ve konunun uzmanları tarafından hata olup olmadığı ortaya çıkartılarak taraflar arasında arabuluculuk yapılacak. Konunun uzmanı olmaması nedeniyle uzayan yargı süreçlerinin de önüne geçilmiş olacak. Şikayet konusu olayları inceleyen Sağlık Ombudsmanı, eksiklik ve hata görürse tazminat verilmesine hükmedecek. Tazminat ve verilen cezadan memnun olunmaması durumunda ise yargı yolu açık olacak. Komisyonun işleyişi ise etkin sonuç alınabilmesi için olay yeri merkezli olacak. Hatanın yapıldığı iddia edilen hastanede toplanacak Ombudsman heyeti beş kişiden oluşacak.

    Doktorun sigortası tazminatı ödeyecek

    Tazminat talebinde bulunan kişi, hata yapmakla suçlanan doktor, bir hukukçu, bir sağlık meslek etiği uzmanı, doktorun mesleki sigortasını yapan şirket sorumlusundan oluşacak komisyon, olayı geniş şekliyle ele alacak. Sırf mesleki hatayı araştırmak için ise Yüksek Sağlık Şurası’ndan bilirkişi heyeti belirlenecek. Bilirkişi heyeti geniş kapsamlı rapor hazırlayıp komisyona sunacak. Tazminat hükmedildikten sonra doktorun mesleki hatası varsa meslek sigortası kapsamında sigorta şirketinden tahsil edilecek. Hastanenin bağlı bulunduğu Sağlık Bakanlığı ya da üniversite ise hastaneden kaynaklı hataları tazmin edecek. Bu kurumların temsilcileri komisyona gelip taraf olabilecekler. Uzun yıllar süren yargı süreçlerinin hasta ve doktorlar açısından doğurduğu sakıncalar da hızlı işleyen komisyon eliyle aşılmış olacak. Komisyon olaylarla ilgili kararını birkaç hafta içinde verip tazminat ya da ceza konusunda açıklama yapacak.
  • 9 Ağustos 2012 Perşembe

    Bir Aile Hekiminin Nöbet Konusundaki Yazısı- Düşünülmeli Üzerinde

    HASTANE NÖBETLERİ;
    1.Ailehekimi; Aile Hekimliği Kanununun 2. maddesinde “kişiye yönelik koruyucu sağlıkhizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlıkhizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı vedevamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezicisağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veyaSağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiptir.”Olarak tanımlanmaktadır.
    Burada iş tanımı yapılarak netolarak 1. basamak hekimi olduğumuz belirtilmiştir.Nöbet tutturulmakistenen yer ise 2. basamaktır.
    2.663sayılı KHK ile taşra teşkilatı İl sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Müdürlüğü veKamu Hastane birlikleri olarak 3'ayrılmaktadır.
    Aile Hekimleribu bölünmede kadroları ile birlikte Halk Sağlığı Müdürlüğü bünyesinde,hastaneler ise Kamu Hastaneleri Birliği bünyesindedir.Yani farklı kurumlardaçalışmaktayız.
    3.Kanunun3. maddesinde "Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının durumları ve ailehekimliği uzmanlık eğitimi almış olup olmadıkları da dikkate alınmak suretiyleyapılacak ödeme tutarlarının tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomikgelişmişlik düzeyi, aile sağlığı merkezi giderleri, tetkik ve sarf malzemesigiderleri, kayıtlı kişi sayısı ve bunların risk grupları, gezici sağlıkhizmetleri ile aile hekimi tarafından karşılanmayan gider unsurları, belirlenenstandartlar çerçevesinde sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi,takibi ve kontrolündeki başarı oranı(2) gibi kriterler esas alınır. Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlaragöre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması (…)(1) halinde bu ödemetutarından brüt ücretin % 20'sine kadar indirim yapılır." denilmektedir.
    Yani Ailehekimliği uygulamasında performans uygulaması vardır ve Nöbet tutmak buperformansı düşürecektir.
    4. AileHekimlerine gelir getirici olması nedeni ile başka iş yapması yasa ile yasaklanmıştır.(İşyeri Hekimliği gibi) Ancak saati 6 TL den  !!!! nöbet tutturularak ek ücret verilmektedir.
    5. AileHekimlerinin Acil veya 112 Hekimliği yapabilmesi için gerekli eğitimlerive sertifikalarını alması gerekmektedir.Ayrıca Yataklı Tedavi KurumlarıYönetmeliğine göre Pratisyen Hekim, uzman denetiminde nöbet tutabilir.
    6. Uluslararası  Çalışma Örgütü haftalık çalışma saatini 40saat olarak belirlemektedir.  Ayrıca 30/01/2010 tarihli ve 27478sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5947 sayılı Üniversite ve SağlıkPersonelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dairKanunun 19/a. maddesi ile 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat veÇalışma Esaslarına Dair Kanun belirtilen tarih itibarıyla yürürlüktenkalkmıştır. Buna göre, 30 Temmuz 2010 tarihi itibariyle sağlık personelininhaftalık çalışma süresinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 99 uncumaddesi uyarınca haftalık 40 saat olarak uygulanması gerekmektedir.
    Dolayısı ile haftalık 40 saatçalışmamızın üzerine ayrıca nöbet konulması hem iç mevzuata, hem de uluslararası mevzuata aykırıdır.
    7.Aile Hekimlerinin ZorunluMali Sorumluluk Sigortası ile Acil Hekimlerinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasıfarklı gruplardadır ve Acil hekimlerininki daha fazladır.Dolayısı ile bizimyatırmış olduğumuz ZMSS leri nöbet tutma sırasında olabilecek herhangi bir olayıkapsamamaktadır.
    Kaldı ki kamu da çalışan hekimlerinMZSS lerinin % 50 si de devlet tarafından karşılanmakta olup, biz tamamınıödemekteyiz.
    8. Halk Sağlığı KurumuBaşkanlığının genelgesinde Aile Hekimlerine istekleri dışında nöbettutturulması için “PDC'ye göre pratisyen hekim doluluk oranının ve fiilençalışan pratisyen hekimlerin %60'tan aşağı olması” koşulugetirilmektedir.Görüldüğü gibi Uzman PDC sinden bahsedilmemektedir.YaniUzmanlara hiç nöbet tutturulmaması düşünülmektedir ki bu da Uzman lobisinin bugenelgeyi çıkarttırdığı fikrini güçlendirmektedir.




    ÖNERİLER:
    1.      Toplunöbetler tutulup (40-50 kişilik veya mümkünse daha fazla) tanı koyamayıp? Uzmançağırabiliriz. Basında “50-60 Aile hekimi birlikte tanı koyamayıp Uzmançağırdılar”  haberini yaptırabiliriz.
    2.      Hervaka için uzman çağırabiliriz ve her olumsuzluk için tutanak tutup, HalkSağlığı Müdürlüğüne-Valiliğe bildirebiliriz.
    3.       Tebligatlar yapıldıktan sonra TAHEF’ in dava açması, İlDerneklerinin müdahil olmaları ve gerekirse her ilde dava açılması.
    4.       Hastane başhekimleri ve yardımcıları bizim amirimizkonumunda olmadığından, belirledikleri kurallara uymayabiliriz.
    5.       Hastalanarak nöbetlere gitmeyebiliriz.
    6.       Sevk zincirini işleterek hastaneleri kilitleyebiliriz.

    8 Ağustos 2012 Çarşamba

    Öldüğünde Verin Hiç Sorun Kalmaz -Sıfır Sorun-Haber

    TIKLAYIN
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    Hürriyet'i Takip Et

    Hürriyet'i Takip Et!
    Hürriyet Facebook
    Hürriyet Twitter

    Kolesterolde sınır 190 oldu

    Meltem ÖZGENÇ / ANKARA
    9 Ağustos 2012
    Sınır 190 oldu

    SGK kolesterol ilacı alınabilmesi için seviyeyi 160’tan 190’a yükseltme kararına eczacı ve doktorlar sert tepki gösterdi. Bu kararla vatandaşın bu ilaçlara ulaşmasının daha da zorlaşacağı belirtiliyor.

    SOSYAL Güvenlik Kurumu’nun (SGK), kolesterol ilacı alınabilmesi için seviyeyi 160’tan 190’a yükseltme kararına eczacı ve doktorlar sert tepki gösterdi. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS), bu durumun ciddi sağlık sorunları yaratacağını belirtirken, Türk Tabipleri Birliği ise vatandaşın artık sağlığa daha fazla para harcayacağını bildirdi.
    65 yaş üstü şartı
    SGK, Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yaptığı değişiklikle, kolesterol hastaları için ilaca erişime sınırlandırma getirdi. Önceki gün yürürlüğe giren uygulamaya göre daha önce ilaç kullanmayan kolesterol hastaları ihtiyaç halinde ilaçlarını ancak uzman hekim raporuna göre alabilecek. Ancak söz konusu raporu alabilmesi için de hastanın bir hafta arayla iki defa tahlil yaptırması, kolesterol değerinin yapılan iki tahlilde de 190‘ın üzerinde olması gerekiyor. Böylece SGK yaptığı değişiklikle daha önce 160 olan sınırı 190’a çıkarmış oldu. Hastanın kolesterolünün 190’ın altında olması durumunda ise ancak ailesinde yüksek tansiyon ve erken kalp hastalıklarının olması veya 65 yaş üstü olması şartı aranacak.
    Daha fazla katkı payı
    Türk Tabipleri Başkanı Özdemir Aktan, SGK harcamalarında ciddi açık bulunduğunu, bu nedenle de ilaçtan kısıntıya gidildiğini söyledi. Aktan, “Bu paket daha da daralacak. SGK yeni bir genelge yayınladı. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası adı altında bir sigorta çıkardı. Buna göre hastalar sağlığa erişim için daha fazla katkı ve katılım payı ödeyecekler. Aksi halde sıkıntı yaşayacaklar” dedi.
    Sağlık sorunları oluşacak
    TEİS Genel Başkanı Nurten Saydan ise 190 değerinin çok yüksek olduğunu belirterek, şunları söyledi: “6 Ağustos öncesi rapor almış hastaların ilacı almalarında herhangi bir sorun yok. 6 Ağustos’tan itibaren kolesterol düşürücü ilaç kullanması gereken hastalar bu uygulamadan mağduriyet yaşayacak. Zira SGK son değişiklikle vatandaşın kolesterolü risk seviyesini geçmeden ilacını ödemeyecek.”
    Risk seviyesini aşması hastalıklara yol açar
    HASTANIN ilaç kullanabilmesi için LDL değerinin 190 mg/dL üstü olması gerektiğini vurgulayan Nurten Saydan, “LDL sonucu 190 çıkmaz ise hastanın ailesinde hastalık var mı diye bakılacak. Yani kurumun belirlediği üç risk faktörü sorgulanacak. Ancak bilinmelidir ki, kolesterolün risk seviyesini aşması ciddi kalp damar sorunlarına neden olmakta, damar duvarında biriken ve damar sertliğine neden olan kolesterol koroner kalp hastalığı kalp krizi, inme ve dolaşım hastalıklarınaneden olabilmektedir.”

    3 Ağustos 2012 Cuma

    Sağlık Yönetimi

    Sağlık yönetiminde konsept değişti


    03 Ağustos 2012 Cuma 10:00

    Son Güncelleme: 10:07

    Sağlık yönetiminde konseptin değiştiğini belirten İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü Sabahattin Aydın, sektörde 10 yılı aşkın tecrübesi olan Medipol’ün bu alanda iddialı bir vizyon geliştirdiğini söyledi.







    İSTANBUL - İstanbul Medipol Üniversitesi şu anda sağlık yönetimi lisans eğitiminin yanı sıra hem tezli hem tezsiz yüksek lisans eğitimi veriyor.
    İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın, 10 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe var olan Medipol’ün sağlık yönetiminde iddialı bir vizyon geliştirdiğini söyledi. Aydın, "Sağlık yöneticiliği bir kurum, bir bina işletmeciliğini, bir hastane yöneticiliğini çoktan aşmış durumda. Artık biz kamu sağlığı yöneticilerinden söz ediyoruz. Toplum sağlığı yöneticilerini yetiştirmeye çalışıyoruz. Bunun içinde müessesenin yönetimi, müesseselerarası etkileşimler, üretilen hizmetlerin kalitelileştirilmesi, denetlenmesi ve süreç yönetimleri de var. Ama en önemlisi toplumun sağlık düzeyinin kontrol edilmesi ve sürekli iyiye gitmesi için uygulanacak kamu politikalarının da yönetilmesi var. Bu perspektif içinde sağlık yöneticileri yetiştirmeye çalışıyoruz" dedi.
    Türkiye’de bundan önce üniversitelerimizde sağlık yönetiminin çok farklı adlarla anıldığını hatırlatan Aydın, şöyle devam etti: "Bunlar daha çok işletme fakülteleri altında, sağlıktan biraz kopuk, daha çok sağlık kuruluşları yönetimi, hastane yönetimi, hastane işletmesi gibi adlarla adlandırıldı. Halbuki dünyada artık sağlık işletmeleri sağlık yönetiminin çok küçük parçaları. Çünkü sağlık demek hastanenin dört duvarı içinde hapsedilmiş hastanın tedavisi, tanısının konması demek değil."
    Konsept değişti
    Esas olanın toplumun refah düzeyini ve sağlık düzeyini yükseltmek olduğunu ifade eden Aydın, şunları aktardı: "Siz onu yükselttiğiniz zaman o hastaneleri, oradaki yükü azaltabilirsiniz. Bu açıdan sağlık yönetimi de bu anlayış değişikliğine paralel olarak kurumların ve işletmelerin yönetiminden çıkıp toplumun yönetimine doğru genişledi. Bu yüzden kamu sağlık politikaları çok önem arz etmeye başladı. Öyle ki eskiden sağlık sadece belli bir kesimin, belli bir meslek grubunun uğraş alanıyken örneğin şehircilikte, şehir planlamasında sağlık çok önem arz etmeye başladı. Sağlıklı yapılar, sağlıklı binalar, sağlıklı kaldırım yapmak zorundasınız. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı şehirler projesi vardır. Artık her iş yerinde iş yeri sağlığı, iş yeri güvenliği yasalarımıza girdi ve ciddi yaptırımlar başladı. Yaşamın kendisinin tek başına anlamlı olmadığı, sağlıklı olursa anlamlı olduğu anlayışı yerleşti. İşte dünyadaki sağlıkla ilgili bu konsept değişikliği sağlık yönetimine çok hızlı olarak girmiş durumda."
    Prof. Dr. Sabahattin Aydın, sağlığın multidisipliner bir sektör haline geldiğini de belirterek, "Bu multidisipliner sektörün içindeki yönetimde artık salt bir yönetim değil. Örneğin; Medipol Üniversitesi Hastanesi kapsamında bir hastanede; neredeyse dünya literatürünü takip edip olumlu sonucu kanıtlanmış her türlü cihazın ve tıbbi donanımın, hemen her türlü branşta yetişmiş akademik kadronun var olduğu bir hastane yönetimi içinde, çok farklı sektörler de işin içine girmiş durumda. İşte bu hastanenin yönetimi de multidisipliner bir sektör yönetimine dönüşmüş durumda" dedi.
    Bugün bilişim sektörünün en yoğun kullanıldığı alanın sağlık olduğu bilgisini veren Aydın, " Artık hastanelerde bir bilişim liderine ihtiyaç vardır, bunun olmadığı hastaneler ne kadar iyi bir sağlık hizmeti verirse versin, ne kadar iyi bir sağlık kadrosu olursa olsun çok iyi sonuçlar elde edemez. Bu ikisini bir araya getirdiğinizde, artık bilişimi çok iyi bilen sağlık, sağlığı çok iyi bilen bilişim yöneticilerine ihtiyaç var" diye konuştu.
    Geçmişte sağlık yöneticiliğinin tamamen alaylılardan oluştuğunun da altını çizen Aydın şunları kaydetti: "Sağlık yöneticiliğinin bir eğitimi yoktu. Daha sonra iki yıllık, dört yıllık sağlık yöneticiliği okulları oluştu. Artık dört yıllık sağlık yöneticiliği, bu sözünü ettiğim yelpazedeki sağlık yöneticiliğinin ihtiyaçlarını karşılamıyor. Sağlık yöneticiliğinin yüksek lisans, doktora düzeyinde alanlara ayrılmış ve uzmanlaşmış eğitime dönüştürülmesi gerektiğine inanıyorum. Medipol Üniversitesi şu anda sağlık yönetimi lisans eğitiminin yanı sıra hem tezli hem tezsiz yüksek lisans eğitimi veriyor."