"İş ve iletişimsizlik" çalışanları hasta ediyor
08 Ocak 2013 Salı 11:19
Son Güncelleme: 11:49
HumanGroup'un gerçekleştirdiği "İş Dünyasının Sağlığı"
araştırmasına göre çalışanlar en çok iş yükü ve iletişim sorunları nedeniyle
strese giriyor.
İSTANBUL - HumanGroup "İş Dünyasının Sağlığı"nı araştırdı. 2012 Aralık
ayında yapılan "İş Dünyasının Sağlığı" araştırmasına, yüzde 47'si orta ve üst
düzey yöneticilerden oluşan 350 kişi katıldı. HumanGroup'un araştırmasına göre
çalışanlar en çok "iş yükü" (yüzde 51,2) nedeniyle strese giriyor. İş yükünü; iş
hayatında yaşanan iletişim zorluğu (yüzde 41,3), iş-özel hayat dengesi (yüzde
32,9) ve mali zorluklar (yüzde 32,2) izliyor. "Çalışanlar öncelikle
yöneticisinden ayrılır" savının aksine, yöneticilerle yaşanan sorunlar (yüzde
25,8) stres kaynağı olarak daha alt sıralarda yer alıyor.
En yaygın rahatsızlık: Bel, boyun, eklem ağrıları ve tutulmalar
Katılımcıların yüzde 61'i haftanın 3 veya daha fazla günü kendisini stresli
hissettiğini söylüyor. Bu durum, çalışanların yoğun bir stres altında olduğunu
gösteriyor. Stres, çalışanların zaman içinde fiziksel ve ruhsal sağlığını
yetirmesine neden oluyor. Çalışanların sağlıklarıyla ilgili olarak en çok
yaşadıkları sorun "açık ara" ile (yüzde 59) bel, boyun vb. eklem ağrıları veya
tutulmalar. Başka bir deyişle 10 kişiden 6'sı bel, boyun ve eklem ağrısı
çekiyor. Kadınlar, erkeklere göre daha yüksek oranda bu ağrılardan şikayet
ediyor.
HumanGroup Genel Müdürü Gaye Özcan, Avrupa standartlarıyla
karşılaştırıldığında bu rakamın çok yüksek olduğunu söylüyor: "Avrupa çapında
yapılan araştırmalar bu oranı yüzde 20-25 aralığında gösteriyor. Çalışanlar
genellikle ofis ergonomisine uygun olmayan şartlarda çalışıyorlar. Yüksek stres
nedeniyle yaşanan gerginlik de bu tür ağrıların birincil nedenleri arasında yer
alıyor."
Çalışanlar "sürekli yorgun, moralsiz ve sinirli"
Araştırmaya göre, çalışanların yüzde 38,2'si "sürekli yorgunluk" çektiğini
söylerken, yüzde 36'sı "moral bozukluğu ve sinirlilik halinden", yüzde 33,9'u
baş dönmesi/baş ağrısından, yüzde 31,8'i stres kaynaklı mide ve sindirim sistemi
rahatsızlıklarından şikayet ediyor. Moral bozukluğu ve sinirlilik hali yine
kadınlarda erkeklere oranla daha yüksek.
Hasta olan işe gitmeye devam ediyor
Çalışanların yarıdan fazlası (yüzde 51) sağlık sorunları nedeniyle son 6 ay
içinde doktora gittiğini söylüyor. Ancak sağlık sorunları nedeniyle izin
alanların oranı son derece düşük (yüzde 34). Üst düzey yöneticiler, yönetici ve
uzmanlara oranla hastalık durumunda daha düşük oranda izin alıyor. Özcan,
şirketlerin çoğunda "yedekleme" sisteminin olmaması ve çalışanların iş yükünün
ağırlığı nedeniyle rahatsız da olsalar izin almadıklarını ve işe gittiklerini
belirtiyor.
Stresi azaltmak için spor da yapıyorlar, alkol de alıyorlar
Araştırmaya göre, çalışanlar, streslerini azaltmak ve kendilerini iyi
hissetmek için en çok spor yapmayı (yüzde 29) tercih ediyor. Hiçbir şey
yapmayanların oranı da neredeyse aynı (yüzde 28,6). Üst düzey yöneticiler diğer
kademelerde çalışanlara göre daha yüksek oranda spor yapıyor. Her beş kişiden
1'inin stresini azaltmak için bir ya da birkaç kadeh alkollü içki içmeyi tercih
etmesi ise araştırmanın ilginç sonuçlarından biri. Çalışanların yüzde 11'i ise
"SPA/masaj" yolu ile stresini azaltıyor. Katılımcıların yüzde 19,8'i "düzenli"
spor yaptığını belirtirken, erkekler kadınlara oranla çok daha yüksek oranda
düzenli spor yapıyor.
10 kişiden 6'sı ilaç kullanıyor
Katılımcılara, fiziksel ve ruhsal sorunları için ilaç alıp almadıkları
sorulduğunda yaklaşık yüzde 60'ı sürekli ya da sorun yaşadıkça ilaç kullandığını
söylüyor. Kadınlarda erkeklere oranla ilaç alma eğilimi daha yüksek.
Stres azaltmak için anti-depresan kullananların oranı düşük (yüzde 4,2)
gibi görünse de, Özcan bu durumu anti-depresanların sürekli değil, zaman zaman
kullanılıyor olmasına bağlıyor. Anti-depresan kullanımı erkeklerde, kadınlara
oranla daha yüksek. En az tercih edilen "stresle savaşma" yöntemi ise
sakinleştirici kullanmak (yüzde 2,1). Aynı şekilde psikolog ya da psikiyatrdan
destek alanların oranı da yüzde 3,5 gibi düşük bir seviyede. Erkekler, kadınlara
göre daha yüksek oranda psikolog/psikiyatrdan destek alıyor.
Daha sağlıklı olmak için "öncelikler belirleniyor, eve iş
götürülmüyor"
Araştırma, çalışanların büyük bölümünün "fiziksel ve ruhsal sağlıklarını"
iyileştirmek için çaba gösterdiğini ortaya koyuyor. Her 10 katılımcıdan 4'ü,
"önceliklerini doğru belirlemeye ve eve iş götürmemeye çalıştığını" söylüyor.
Üst düzey yöneticilerde "önceliklerini doğru belirleme" çabası, yönetici ve
uzmanlara oranla daha yüksek.
Daha sağlıklı olmak için beslenmesine dikkat edenlerin ve iş sırasında
kendisine rahatlatıcı küçük molalar verenlerin oranı da yüzde 37'yi buluyor.
Spora ve hobilerine zaman ayırdığını belirtenlerin oranı yüzde 32,9 iken, her
beş kişiden biri "pek bir şey yapmıyorum" diyor. Özcan, bu tablonun şirketlere
çok şey anlatması gerektiğini, bireysel çabalardan çok kurumsal çabalara ihtiyaç
duyulduğunu söylüyor: "Şirketler yan haklarla ilgili uygulamalara çalışanların
ruhsal ve fiziksel sağlığına dönük, spor merkezi üyeliği, terapist, hobilere
dönük teşvikler gibi kalemler eklemeli. Çalışanların sağlığı ile ilgilenmeyen
şirketlerin, onlardan yüksek verim ve bağlılık beklemesi çok gerçekçi
değil."
Herkes sağlığından şikayet ediyor
Araştırmaya katılanlar, çevrelerindeki insanların yüzde 50'sinin
sağlığından sürekli şikayetçi olduğunu belirtiyor. Özcan, sağlık ile ilgili
olumsuz bir havanın çalışanlar arasında "iklim" olarak oluştuğunu vurguluyor:
"Bu son derece yüksek bir oran. Çevrenizdeki insanlar sağlıklarından şikayetçi
olduğu sürece bundan olumsuz etkilenmemeniz ve sağlıklı iken kendinizi rahatsız
hissetmemeniz mümkün değil."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder